26 Şubat 2010 Cuma

Çocuk Askerler

ÇOCUK ASKERLER

ülkenin nasıl kazanıldığını bilmeyenlere anlatmak için
bilmek lazım,selam ve sevgilerimle.t.a.a
Azman Dede Balıkesir`de son gömdüğümüz Çanakkale gazisi
İvrindi'nin Mallıca köyünden 104 yaşında Azman Dede idi.
Gençliğinde iki metreyi aşkın boyu,dev görünümüyle insan
azmanı sayılmış herkes ona azman demeye başlamış,soyadı
kanunu çıkınaca da Azman soyadını almıştı.
Esas ismi adeta unutulmuştu.
Yıllar önce bir yerel ara ştı rma sıras ında Mallıca köyü
kahvesinde kendisiyle görüştüm. Kulakları ağır işitiyordu.
Köylülerden biri yardımcı oldu. Benim sorduklarımı
kulağına bağıra bağıra söyledi.
Onun sesine alışkın olduğundan anladı. Sordukları mı
cevapladı . Söz Çanakkale`ye geldiğinde o koca ihtiyar
sarsıla sarsıla, hıçkırıklar içinde ağlamaya başladı.
Kendi zor duyduğu için kan çanağına dönen gözleriyle bize
de duyurmak için bağıra bağıra anlatmaya başladı:
-"Bir hücum sırasında bölük erimişti. Yüzbaşı telefonla
takviye istedi.
Gece yarısı siperleri takviye için istediğimiz askerler
geldi. Hepsi askere alınmış gencecik insanlardı. Ama
içlerinde daha çocuk denecek yaşta üç-dört asker vardı ki
hemen dikkatimizi çekti. Bölüğü düzene soktum.Yüzbaşı
gelenlerle tek tek ilgileniyor,karanlıkta
el yordamıyla üstlerini başlarını düzeltiyor, sabah
yapılacak olan süngü hücumuna hazırlıyordu. Sıra o
çocuklara geldiğinde, o cıvıl cıvıl şarkı söylerek gelen
çocuklar birden çakı gibi oldular.
Yüzbaşı sordu; "Yavrum siz kimsiniz?",içlerinden biri;
"Galatasaray Mektebi Sultanisi talebeleriyiz Vatan için
ölmeye geldik!.." diye cevap verdi. Gönlüm akıverdi o
çocuklara.Bu savaş için çok küçüktüler. Daha süngü tutmasını
bile bilmiyorlardı.Onlarla ilgilendim. "Mermi böyle basılır.
Tüfek şöyle tutulur. Süngü böyle takılır. Düşmana şöyle
saldırılır!"diye.Onları karşıma alıp bir bir gösterdim.
Siperlerin arkasında ay ışığında sabaha kadar talim yaptık.
Gün ışımadan biraz dinlensinler diye siperlere girdik.
Ortalık hafif aydınlanır gibi olunca hep yaptıkları gibi
düşman gemileri gelip siperlerimizi bombalamaya başladılar.
Yer gök top sesleriyle inliyordu.Her mermi düştüğünde
minare gibi alevler yükseliyor birgün önce ölenlerin kol,
bacak, el,ayak gibi parçaları havaya kalkan toprakla
siperlere düşüyordu.Mermiler üzerimizden ıslık çalarak
geçiyordu.Siperler toz duman içinde kalmıştı. Bir ara
yüzbaşı "Azman yandık!.."diye siperin köşesini işaret etti.
O şarkı söyleyerek sipere gelen, sanki çiçek toplarmış
gibi neşeli olan o çocuklar siperin bir köşesinde sanki
bir yumak gibi birbirine sarılmış tir tir titriyorlardı.
Çocuklar harbin gerçeği ile ilk defa karşılaşıyorlardı.
Ürkmüşlerdi. Yüzbaşı yandık demekte haklıydı. Muharebede
bir ürküntü panik meydana getirebilirdi. Tam onlara doğru
yaklaşırken içlerinden biri avaz avaz bir marş söylemeye
başladı!Annem beni yetiştirdi bu yerlere yolladı Al sancağı
teslim etti Allah'a ısmarladı.Boş oturma çalış dedi hizmet
eyle vatana.Sütüm sana helal olmaz saldırmazsan düşmana .
Baktım hemen biraz sonra ona bir arkadaşı daha katıldı.
Biraz sonra biri daha...Marş bitiyor yeniden başlıyorlar.
Bitiyor bir daha söylüyorlar.Avaz avaz!..Gözleri çakmak çakmak..
Hücum anı geldiğinde hepsi süngü takmış,tüfeklerine sımsıkı
sarılmış,gözleri yuvalarından fırlamış dişler kenetlenmiş
bekliyorlardı .O an geldi. Birden yüzbaşı "Hücum!.."diye
bağırdı.Bütün bölük,bütün tabur, bütün alay cephenin her
yerinden fırladık.İşte tam o anda, tam o anda,o çocuklar
kurulmuş gibi siperlerden fırlayıverdiler. İşte o an.Tam o
an bir makinalı yavruları biçiverdi.Hepsi sipere geri
düştüler.Kucağıma dökülüverdiler.Onların o gül gibi yüzleri
gözümün önünden gitmiyor.Hiç gitmiyor!.. İşte ben ona
ağlıyorum, o çocuklara ağlıyorum!."Azman dede ağlıyordu.
Ben ağlıyordum.Kahvede kim varsa ağlıyordu.
Kahveci gözyaşları içinde bize çay getirdi.Eğildi;
Azman dede hep ağlar. Niye ağladığını bugün ilk defa anlattı.
"Dedi.
C. Bayar Üniversitesi Öğrenci Konseyi'nin hazırladığı
Çanakkale adlı kitapçıktan*

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder